Çiçek Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

0 43

Çiçek hastalığı, genellikle çocuklarda olmak üzere pek çok insanda görülebilir. Yüzlerce insanın ölümüne sebep olabilecek ciddi bir hastalıktır ve hastalığın aşısını Edward Jenner isimli İngiliz bir cerrahın bulduğu kabul edilir. Peki, dünyanın yok edilmiş hastalık olarak kabul ettiği bu çiçek hastalığı nedir? Belirtileri nelerdir? Ve tedavisi var mıdır?

Çiçek hastalığı, her yaşta ve her cinsiyette görülebilen, Poxvirus grubundan, Variola virüsü (orthopoxvirus) kökenli bir hastalıktır. Vücutta irinli kabarcıklar dökerek, özellikle yüz bölgesinde olmak üzere iz bırakan, ağır, ateşli ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın bir diğer ismi Variola’dır.

Çiçek Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Çiçek hastalığı nedir? Sorusu tarih boyunca birçok insanın ölümüne sebebiyet vermesiyle en çok merak edilenler sorular arasındadır. Belirtileri nedeniyle genellikle suçiçeğiyle ilişkilendirilse de, suçiçeğine nazaran oldukça ciddi bir hastalıktır ve gözle görülür belirtileri vardır.

Suçiçeği hastalığının sebep olduğu kabarcıklar genel olarak yüzeyseldir ve vücutta bulunur. Fakat çiçek hastalığının sebep olduğu kabarcıklar daha derin ve içi irin dolu kabarcıklardır. Başta yüz olmak üzere, sırt, göğüs ve kollarda irin dolu, derin kabarcıklar meydana gelir. Bu kabarcıkların renkleri ise hastalığın evresine göre değişiklik gösterir.

Çiçek Hastalığının Genel Belirtileri

Çiçek hastalığının genel belirtilerinde; baş ağrısı, mide bulantısı, kaslarda yorgunluk hissi, titreme, sırtta şiddetli ağrı, yüksek ateş ya da üşüme gibi şikâyetler vardır.

İlerleyen aşamalarda ciltte kaşınmalar ve deri döküntüleri meydana gelir. Bu döküntüler daha sonra içi irin dolu, sivilceye benzeyen kabarıklıklara dönüşür ve vücudun kulak, ağız, burun gibi çeşitli bölümlerine yayılır. Böylece hastanın yaşamsal faaliyetlerini büyük ölçüde kısıtlar. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde bu kabarıklıklar kurur ve dökülür, deride içe göçük yaralar meydana gelir.

Hastalığın gidişatı değişik şekillerde olabilir. Buna göre üç çeşit çiçek hastalığı tanımlanır;

  • Basit Çeşit: Sivilceler birbirine yakın değildir ve gidişat kötü değildir.
  • Konflüan Çeşit: Sivilceler bir aradadır ve yüzeysel apse oluşturur. Hastalık kötü yönde ilerliyordur.
  • Hemorajik Çeşit: Sivilcelerde, mukozalarda, ve göz çevresinde kanamaların görüldüğü çeşit, çiçek hastalığının en ağır ve öldürücü çeşididir.

Çiçek hastalığına yakalanmış bir kişinin doktor tarafından tanımlanması kolaydır. Çünkü çiçek hastalığı, deride gözle görülür döküntüler meydana getirir. Bunun yanında, hastalığa yakalanma riski en düşük olan kişilerin, laboratuvar ortamında çalışan araştırmacıların olduğu söylenmektedir.

Çiçek Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Genetik materyali çift sarmallı DNA olan Variola virüsünün (orthopoxvirus) sebep olduğu çiçek hastalığı, çok ciddi bir hastalıktır. Bu virüs, diğer türlerine oranla en büyük virüslerden biridir ve doğru ışığın kullanılması ile ışık mikroskobunda görülebilir. Variola virüsü, hücreye endositoz yoluyla bulaşır. DNA replikasyonları, konak hücrenin enzimlerinden bağımsız olarak gerçekleşir. Çünkü virüs, kendi replikasyon ve transkripsiyonların enzimlerini barındırır. Bunlar immunsupresif proteinlerdir ve CrmB buna örnek gösterilebilir.

Hücre dışında faaliyet gösteren bir sinyal proteini olan TNF (tumor necrosis factor), hücre içinde bağışıklık düzenleyici olarak görev yapar. TNF, CrmB proteini kendisine bağlandığında etkisiz hale gelir. Bağışıklık sisteminin inhibe olmasının sonucu olarak virüs, derideki kılcal damarların içerisine yerleşir ve damarları şişirir. Damardaki komplikasyonlar deride püstül adı verilen kabukların oluşumuna neden olur.

Ciltte meydana gelen bu kabuklu döküntüler hava yolu ile bulaş olabilir. Döküntüler kayboluncaya kadar bulaşıcılık oranı giderek azalır. Hasta kişilerin yatak örtülerinden ve giydiği kıyafetlerden, kullandığı havludan da hastalık bulaşabilir. Bu nedenle hastalık, hasta kişilerin bulunduğu binalardaki havalandırma sistemleri ile bulaş olabilir ve ilk vakanın ardından iki ila 3 hafta sonra salgın ortaya çıkabilir.

Halk arasında çıkan salgınlar ile çiçek hastalığı barındıran bir kişinin 5, 12 kişiye hastalığı bulaştırabildiği ortaya konmuştur. Aşılanmamış toplumlarda bütün bireyler hastalığa karşı duyarlıdır. Bu nedenle çiçek hastalığı hızlı bulaş olur. Bu hızda bir hasta için bulaştırma hızı 10 kişi olarak hesaplanmıştır.

Çiçek Hastalığı Ölümcül Bir Hastalık Mı?

İnsanlık tarihi boyunca birçok ölümcül hastalık görülmüştür. Milyonlarca insanın ölümüne sebep olan bu hastalıklar, en az savaşların yarattığı etki kadar toplumlar üzerinde büyük yıkımlara sebep olmuştur. Çiçek hastalığı da tarihte görülen en geniş yayılma hızına sahip olan bulaşıcı ve ölümcül hastalıklardan biridir. Hastalıktan ölenler genellikle hipotansiyon, kılcal damarlarda oluşan pıhtılaşma ve dolaşım sistemindeki komplikasyonlar (dokulara besin ya da oksijen taşınamaması, karbondioksit ve metabolitlerin dokulardan uzaklaştırılamaması) nedeniyle hayatlarını kaybeder.

Çiçek Hastalığının Tedavisi ve Aşının Bulunması

Çiçek hastalığı için insanlar yıllar boyu farklı yöntemler deneyerek çare arayışı içine girmişlerdir. Çinliler, deride oluşan kabukların döküntülerini toz haline getirerek soluma yolu ya da burun içine sürme yolu ile bağışıklık kazanmışlardır. Afrika’da ise kabuklardan alınan deri döküntüleri, derideki kesiklere ovularak sürülüyordu. Bizim ülkemizde bu işlem, ciltteki sivilceye benzeyen yapı kurumadan önce içinden alınan irin ile yapılıyordu. Büyük bir iğnenin ucu bu irine bulanıp sağlıklı kişiye batırılıyordu.

1700’lü yıllarda, Türkiye’ye elçi olarak gönderilip, kocasıyla birlikte gelen Lady Mary Mortley Montagu, Türkiye’de yapılan bu inokülasyon işleminden oldukça etkilenerek Avrupa’da da bu işlemin uygulanmasını istemiştir. Bu yöntem, inokülasyonun hastalığı tam olarak nasıl ve ne şekilde önlediği bilinmiyor iken, deneme yanılma sonucu ile fayda sağlanmıştır. Modern aşı tekniklerinin çıkış noktası da bu ilkel inokülasyon işlemi denilebilir.

Tarihteki ilk aşılardan biri, çiçek hastalığının aşısıdır. İngiliz cerrah Edward Jenner tarafından bulunduğu kabul edilir ve çiçek hastalığının tamamen bitilmesinin, Doktor Jenner’ın 20 yıllık gözlem ve emeğinin sonucu ile elde edildiği söylenir. Aşı, erken tanı ve takipler sayesinde bulunmuştur.

Çiçek hastalığına sebep olan virüse maruz kalmanın mümkün olmadığı durumlarda, bir ile üç gün içinde aşılama yapılması, hastalığın şiddetli olmasını engelleyebilir. Antibiyotik ilaçlar virüsle ilgili çeşitli bakteriyel enfeksiyonları azaltmaya yardımcı olabilir. Böylece aşılama ile hastalık hafif semptomlarla atlatılabilir.

Dünya çapında tekrarlanan aşılama uygulamasıyla, çiçek hastalığı virüsü olan Variola tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu aşının bulunması, halkın sağlığı açısından en büyük başarı olarak kabul edilir.

Çiçek Hastalığı Salgınında Ne Yapılmalıdır?

Olası bir virüs salgınında en önemli şey derhal hastalığının daha fazla yayılmasını durdurmaktır. Bundan dolayı hastalığa sahip olan kişilere hemen tanı konulmalıdır. Salgın durumlarında yapılması gereken şey hastaları tespit etmek ve bu hastaların temas ettiği kişileri belirleyerek aşılamaktır.

Eğer hastanın temas ettiği kişilere aşı yapılamıyorsa, yaklaşık 18 gün boyunca virüs riski barındıran kişinin ateşi ve belirtileri takip edilmelidir. Belirti gösteren bireyler izole edilmeli ve hastalardan örnek alınmalıdır.

Hastalığın geniş alana yayılmaması adına kalabalık ortamlardan uzak durulması gerekir. Bununla birlikte sağlık örgütü tarafından belirlenen koruma yöntemlerine uyulması gerekir.

Çiçek Aşısını Yaptıramayacak Kişiler Kimlerdir?

Bazı kişiler belirli nedenlerden dolayı çiçek aşısı yaptıramaz. Bu grupta bulunan bireyleri şu şekilde tanımlayabiliriz;

  • Gebeler
  • HIV+ olanlar
  • İmmün yetmezliği olan kişiler
  • Tedavileri sırasında immün baskılayıcı ilaç kullanan kişiler
  • Önceden egzaması olan kişiler.

Bu kişiler aşı yaptırmamalıdır. Eğer çiçek hastalığına sebep olan Variola virüsüne maruz kaldığınızdan şüpheleniyorsanız ya da çiçek hastası olan biri ile temasta bulunduysanız, en kısa sürede size en yakın bir ık kuruluşuna başvurarak durumu bildiriniz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.